Pencereyi Kapat

OSTEOPOROZ

 

Yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen  osteoporoz ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan komplikasyonlardan korunmak için konuya dikkat çekmek amacıyla Uluslararası Osteoporoz Vakfı (IOF) 20 Ekim’i Dünya Osteoproz Günü ilan etmiştir.

           Osteoporoz modern çağın hastalıklarından biridir. Başlıca osteoporoz nedeni menopoz sonrası kadınlarda görülen “Postmenopozal Osteoporozdur”. Kemik erimesi hastalarının yaklaşık % 80’i kadınlardır.

           Osteoporoz en yalın tarifiyle kemik yoğunluğunun azalmasıdır. Kemik yoğunluğunun azalması sonucunda kemik yapısı bozulur ve kırılganlık artar. Kırıklar ve sonucunda ortaya çıkan yatağa bağımlılık yaşamı tehdit eden komplikasyonlara neden olur. Bunlar kalp, akciğer ve damar tıkanıklığı ile ilgili komplikasyonlardır. Kemik erimesi sonucunda meydana gelebilen kırıklar 60 yaş sonrası önde gelen ölüm nedenleri arasındadır. Osteoporoz ve kalça kırıkları büyük ölçüde önlenebilir hastalıklar arasında sayılmaktadırlar. Gerekli olan ise toplumun bu konuda bilinçlenmesidir.

           Kemiklerimizin başlıca görevi kaslarımızla birlikte vücudumuzun hareketini sağlamak ve destek görevi yapmaktır. Kemiklerimiz metabolik faaliyetlerin oluşup devam ettiği dokulardır. Kemik dokusu başlıca iki ana yapıdan oluşur. Bunlar sert maddeyi oluşturan kalsiyum fosfat ile yumuşak kısmı meydana getiren kollajendir.  Kalsiyum ve kollajenin beraberliği kemiklerimize hem sert hem de esnek ve dayanıklı bir özellik kazandırır. Vücudumuzda bulunan kalsiyumun % 99 dan fazlası kemiklerimizde bulunur.

           Doğumdan itibaren yaklaşık 30 yaş civarına kadar kemik yapımı yıkımından daha fazladır. İskeletimizin % 75-85 kadarı buluğ çağı süresinde oluşmaktadır. Kadınlar, maksimum kemik yoğunluğuna 25-30 yaşlarında, erkekler ise 30-35 yaşlarında ulaşırlar. Bu çağdan sonra kemik yıkımı kemik yapımından daha fazla olmaya başlar ve giderek artmaya devam eder. Kadınlarda kemik yıkımının en hızlı olduğu zaman ise menopozdan sonraki ilk yıllardır. Kemik yoğunluğundaki bu azalma daha ileriki yıllarda da devam eder.

           Menopoz sonrası dönemde osteoporozun erken ortaya çıkmasında en belirleyici faktör 30 yaşında ulaşılan zirve kemik yoğunluğudur. Eğer bu dönemde yüksek bir kemik yoğunluğuna ulaşılmışsa kemik erimesi daha az ve daha geç oluşur.

           Kemiklerimizin yoğunluğunu artırmak için en uygun dönem ergenlik çağıdır. Özellikle kadınlar, ince kemik yapısında ve zayıf olanlar ileri yaşlarda osteoporozdan korunmak için gayret göstermelidirler. Bunun için yapılacaklar ise; uygun beslenme, egzersiz ve sigaradan kaçınmadır.

Osteoporoz Riski Olanlar:

  1. Kadınlar

  2. Zayıf ve ince yapılı olanlar

  3. Yaşlılar

  4. Ailesinde osteoporoz olanlar

  5. Menopoz

  6. Uzun aralıklı düzensiz adet görme

  7. Yeme davranış bozukluğu olanlar(Anoreksiya)

  8. Kalsiyumdan fakir diyetle beslenme

  9. Hareketsiz yaşam sürme

  10. Sigara içme

  11. Fazla alkol alımı

  12. Bazı ilaçların uzun süre kullanımı (kortizon, epilepsi ilaçları gibi)

Osteoporoza Neden Olan Hastalıklar:

 

  1. Paratiroid bezlerinin fazla çalışması
  2. Hipertiroidi
  3. Kronik mide, barsak hastalıkları,
  4. Cushing hastalığı (böbreküstü bezinin fazla kortizon salgılaması)
  5. Tip 1 diyabet
  6. Erkeklerde testosteron yetmezliği
  7. Prolaktin hormonu yüksekliği
  8. Omurgada eğrilik yapan hastalıklar
  9. Hareketsizlik (yatağa bağımlı olma)

 

Osteoporoz nasıl teşhis edilir:

 

Kemik erimesinin kesin teşhisi “Kemik Mineral Dansitometresi” denilen cihazla kemik yoğunluğunun ölçülmesi ile mümkündür. Kemik dansitometresi yapıldığı zaman ortaya üç farklı sonuç çıkabilir.

1.      Normal

2.      Kemik yoğunluğu azalması (osteopeni)

3.      Kemik ermesi (osteoporoz)

      Osteoporoz teşhis edildikten sonra bunun nedeni de araştırılmalıdır. Sık görülen menopoz sonrası kemik erimesi olabileceği gibi yukarıda belirtilen diğer nedenler de olabilir. Bu, tedavide önemli farklılıklar doğurmaktadır. Esas neden olan hastalığın da ayrıca tedavisi gerekmektedir.

Kimler kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmalıdır?

 

-         Osteoporoza neden olması muhtemel ilaçları uzun süre kullananlar.

-         Kronik karaciğer hastalığı ve böbrek hastalığı olanlar

-         Ailesinde osteoporoz olanlar.

-         Erken menopozu (45 yaş öncesi) olanlar.

-         50 yaş üzerinde olup menopoza giren ve en az bir risk faktörü olan kadınlar(yukarıda belirtilen risk faktörleri).

-         65 yaşın üzerinde olup daha önce kemik yoğunluğu ölçümü yapılmayanlar.

-         Hafif travmalarla beklenmeyen kırıkları olanlar.

Kaçınılması gerekenler:

 

Kemiklerin güçlendirilmesi için sağlıklı bir yaşam sürdürmeye gayret edilmelidir. Genel olarak herkes için yapılması gerekenler ise;

a)     sigaradan kaçınılmalı

b)     fazla alkol alınmamalı

c)      fazla kahve içilmemeli

d)     kemik erimesine neden olabilen ilaçları (tiroid hormonu, kortizon, bazı antiasit mide şurupları) doktor kontrolü altında kullanmalı

e)     Yeterli kalsiyum ve D vitamini alınmalı

f)        Düzenli egzersiz yapılmalı

Düşme ve buna bağlı kırıklar, ileri yaşlarda yatağa bağımlılık ve beraberinde komplikasyonları da getirir. Bu nedenle yaşlılarda düşmeden korunma en önemli tedbirlerden biridir. Bunun için dikkat edilecekler şunlardır.

  1. Yaşam alanlarında küçük halı, kilim ve mobilya gibi takılıp düşmeye neden olabilecek eşyalar bulundurulmamalı
  2. Banyolarda kaygan olmayan bir zemin olmalı
  3. Merdivenlerde halı olmamalı, tutmak için korkuluk bulunmalı
  4. Evlerde ve diğer sosyal alanlarda yeterli aydınlatma olmalı

Korunma:

             İnsan ömrünün uzaması ile birlikte kemik erimesi yaş sınırına giren kişilerin sayısı giderek artmaktadır. Osteoporoz, yatağa bağımlılık ve  tedavi maliyetinin yüksekliği nedeniyle ülkelerin sosyal güvenlik harcamalarını önemli ölçüde artırmaktadır.

Osteoporozdan korunma esas amaç olmalıdır. Osteoporoz oluştuktan sonra  ilerlemesini önlemek için dikkat edilmelidir. Korunma, küçük yaşlardan itibaren yeterli kalsiyum içeren dengeli beslenme ile başlar. Süt tüketimi burada önemli bir göstergedir. Örneğin batı ülkelerinde kişi başına yıllık süt tüketimi 80 litre civarında iken bizde bu miktar 46 litredir. Kola ve gazozlu içecekler sütün yerini alarak günlük kalsiyum alımını düşürmektedirler. Bu da çocuk ve gençlik gibi kalsiyuma en fazla gereksinim olan çağda bundan yoksun olma anlamını taşımaktadır.

Eğitim, kemik erimesinin önlenmesi ve en aza indirilmesi için en etkili yoldur. Bu bir devlet politikası olmalıdır.

Devlet ve sivil toplum örgütlerinin osteoporoz eğitimi konusunda üzerlerine düşen görevler:

1.        Süt tüketimini artırıcı gerekli eğitim ve ekonomik destek devletin ilgili organları tarafından verilmelidir.

2.        Tüketimi kolaylaştırmak için süt ve süt ürünlerinin çeşitleri artırılmalı ve kalsiyumdan zengin süt üretilmeli.

3.        İlk ve orta eğitimde beden eğitimi ve egzersize önem verilmeli ve bunun kalıcı bir alışkanlık haline gelmesi sağlanmalıdır.

4.        Orta ve ileri yaştaki toplum kesimlerinin düzenli egzersize teşvik edilmesi için, eğitim toplantıları düzenlenmeli.

5.        Evlerde, yollarda ve bütün sosyal alanlarda zemin ve çevre düzenlenmesi düşmeye neden olmayan ergonomik bir şekilde yapılmalıdır.

6.        Çalışma saatleri insanlara yeterli aktivitede bulunma zamanı bırakacak şekilde ayarlanmalı

7.    Emekli ve ileri yaştakilerin bir çatı altında kontrollü bir şekilde spor yapabilmelerine olanak sağlanmalı.

Osteoporoz sonuçlarının yüksek maddi ve manevi maliyeti düşünüldüğünde diğer hastalıklarda olduğu gibi burada da koruyucu hizmetlere önem vermesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.

 

19.01.2006

Dr Hasan Sav

Endokrinoloji ve Metabolizma

Hastalıkları Uzmanı

 

 (yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir)

 

Pencereyi Kapat