Pencereyi Kapat

Multipl   Skleroz ( MS )

MS hastalarının ağır bedensel engelli  kişiler  olarak yaşamlarını tekerlekli  sandalyede geçirmek zorunda oldukları yanılgısı, hekim tarafından  kendilerine veya yakınlarına bu tanı konulduğunda, büyük bir şok ve korku yaşamaktadırlar. Oysa MS  hastalarının  sadece %20’ si zaman içinde bu derece özürlü hale gelmektedir.  

MS kronik bir hastalık olduğundan  MS hastaları  ömür boyu bir nörolog tarafından izlenmelidir. Yaşam boyu izlem, yaşamın engellenmesi anlamına  gelmediği gibi, MS hastalarının yaşam süre ve kaliteleri kanser veya kalp hastalıklarına yakalananlardan daha uzun olabilmektedir.

Günlük  yaşamı birçok yönde etkileyebildiğinden, MS hasta  ve  yakınlarının bu hastalığı yaşamlarına dahil edebilmeleri, kabullenmeleri ve doktorları ile birlikte daha yüksek bir yaşam  kalitesi için uğraşmaları çok önemlidir. Birinci ve en önemli adım MS’in erken tanınması  ve tedaviye başlanmasıdır.      

MS  NEDİR  ?

SSS beyaz cevherini tutan ve miyelin kaybıyla giden MS, karakteristik  olarak atak olarak isimlendirilen belirtilerle  kendini  gösterir. Atak  belirtileri genellikle günler/haftalar  içinde düzelir, kısmen veya tamamen kaybolabilir. Bu düzelmelere  remisyon  adı  verilir. Büyük araştırmalara rağmen MS’in neden meydana geldiği günümüzde halen net değildir. Birçok faktörden bahsedilmektedir. MS büyük olasılıkla, kalıtımsal olarak geçmemekte fakat bireyler arasında genetik yatkınlık etkili olmaktadır. Bu tip genetık yatkınlığı olan kişilerde henüz bilinmeyen bazı çevresel faktörler hastalığın aktif hale geçmesinde etkili olabilmektedir.

MS’in her  zaman  çok  ağır seyretmeyebileceğini bilmek  önemlidir. Hatta bazen  hastalık başlangıcında ortaya  çıkan hastalık belirtilerinin neredeyse tamamı kaybolabilir veya  geride yaşam  kalitesini etkilemeyecek  kadar  küçük rahatsızlıklar kalabilir.

Sinir sistemi ; bilinçli  algılama,  istemli  hareket  ve haberleşmenin  işlenmesi gibi önemli görevleri  yerine getirmektedir. MS’de  sinir sistemine dahil olan sinirlerin  kılıfında (miyelin )inde hasar oluşmaktadır. Bu da emirlerin uygulayıcı organa ulaşmasında sorun oluşturmaktadır. MS  bulaşıcı veya ömrü kısaltıcı bir hastalık değildir. Engellilik olup olmayacağı ve olursa derecesi  hastadan hastaya değişkenlik gösterebilmektedir ve bunu önceden öngörmek  çok mümkün değildir. Fakat iyi veya kötü progresyona işaret eden bazı önemli ipuçları mevcuttur.

Hastalığın ilk belirtileri 20-40 yaş arasında görülür fakat çocukluk çağında görülebileceği gibi  ilk olarak yaşlılıkta da ortaya  çıkabilmektedir. Nedeni henüz açıklanamamakla birlikte erkeklere oranla kadınlarda iki kat daha sık görülmektedir.

HASTALIK   ŞEKİLLERİ 

Hastaların %80’inden fazlasında görülen tip  ataklar ve düzelmelerle seyreden relapsing – remitting MS (RRMS)formudur.  Diğer bir form, atak ve iyileşmelerle başlayan fakat sonradan özürlülük bırakarak ilerleyen sekonder( ikincil) ilerleyici form (SPMS)ile  başlangıçtan itibaren özürlülük bırakarak giden primer (birincil) ilerleyici formlardır(PPMS).

Klinik belırtı ve bulguları  MS  plaklarının  yerleşim  yerine  göre değişkenlik  gösterir. İlk belirtiler sıklıkla bulanık görme, çift görme veya görme kayıpları,  kol veya bacaklarda karıncalanma, uyuşma veya ağrı şeklinde his  bozuklukları  ve/veya sakarlıktan  felce kadar değişebilen derecelerde güçsüzlük, konuşma bozuklukları, denge ve yürüme bozuklukları , bitkinlik veya yorgunluk şeklinde  kendini gösterir. Daha nadiren yüz felci, işeme ve cinsel bozukluklar, unutkanlık, konsantrasyon-dikkat eksikliği, depresyon   ile de farkedilebilir. 

            MS’ de klinik olarak  atak kabul  edılmeyen paroksismal fenomen adı verilen  bazı belırtıler  meydana gelebılmektedır. Bunlar arasında ani ve kısa süreli konuşma- görme-denge bozuklukları, kaşıntı, sara nöbeti, yüzde veya bir uzuvda istemsiz kasılma, yüze yayılan başağrıları sayılabilir. Paroksismal  fenomenler denilen bu  şikayetler özellikle sıcakla artış gösterirler.

            TANI  YÖNTEMLERİ

            Şimdiye kadar MS tanısını tam olarak koyduran ya da dışlayan kesin bir tanı yöntemi bulunmamıştır. Tanı koymada en önemli adım  nörolojik muayene ve anamnez olup hekime MS tanısı koymada yardımcı olarak yaygın kullanılan  tanı yöntemleri ise beyin ve omurliğin MRG( manyetik rezonas) ile tetkiki, belden alınan omurilik sıvısının tahlili ( BOS ), görme ve sinir yollarının elektrik testleridir (VEP).

            TEDAVİ  SEÇENEKLERİ

            MS araştımaları son 10 yılda çok ilerleme göstermiş olmakla beaber şimdilik yeni ilaçlarla bile tamamen tedavi olma, hastalığı ortadan kaldırma olasılığı yoktur. Ancak modern tedavi yöntemleri hastalığın ilerlemesini yavaşlatıp seyrini değiştirerek, hastaların yaşam kalitelerini arttırmada büyük ölçüde katkı sağlamaktadır. 

            Akut ataklarda yani hastalığın alevlendiği dönemlerde yüksek doz  kortikosteroid kullanımı atak  süre ve şiddetini azaltmaktadır. Özellikle ataklar ve düzelmelerle seyirli RRMS  ve böyle başlayıp SPMS’e dönüşen hastalarda  immun modulatör denilen bağışıklık sistemini düzenleyici ilaçlar kullanılabilmektedir. Bu ilaçlar cilt altına veya kas içine enjeksiyon şeklinde kullanılmaktadır. Mevcut 4  değişik ilaç farklı aralıklarla uygulanmaktadır. Hekim hastaya en uygun seçeneği sunmakta  hasta ise kullanıp kullanmama kararını kendisi verebilmektedir. Bu ilaçların uygun hastalara erken dönemde başlanabilmesi büyük avantajlar sağlayabilmektedir. Daha progresif seyreden yani özürlülük bırakarak sürekli ilerleyen formlarda ise (PPMS) aylık kortikosteroid uygulamaları yanında, immun supresyon yapan yani  bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanılabilmektedir. Bu ilaçları kullanan hastaların olası yan etkiler nedeniyle daha yakın takip edilmeleri uygun olmaktadır.

            MS kronik bir hastalık olduğundan ilk öğrenme anında yaşanan şok ve korkunun  en kısa zamanda atlatılıp, hastalığı kabullenip, gerçekçi beklentiler çerçevesinde ve hekiminizle yakın ilişki ve güven eşliğinde yaşama devam edilmesi çok önemlidir. Yoğun araştırmalar halen devam etmektedir. MS hastalarının %80 gibi yüksek bir grubunun mevcut tedavi seçenekleriyle  yaşam kalitesi yüksek bir ömür  sürmesinin mümkün olduğu unutulmamalıdır.

 

   

 

04/05/2007  Nöroloji kliniği  Dr. Leman Ergüven

(yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir)

 

Pencereyi Kapat